Mustafa Kemal Atatürk: Bir Liderin Yolculuğu (3. Bölüm)
Bu videoda neler var?
30 Haziran 1927'de kendi isteği ile, askerlikten emekliliğine ilişkin kararname düzenledi. 15 Ekim 1927 günü başladığı büyük nutkunu 36 saat 33 dakikanın sonunda 20 Ekim'de tamamladı ve 1 Kasım 1927'de 2. defa Cumhurbaşkanlığına seçildi. 20 Mayıs 1928'de milletlerarası rakamların kullanımına ilişkin kanun, 1 Kasım 1928 tarihinde de 1353 sayılı kanunla "Yeni Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkındaki Kanun" kabul edildi. 1 Ocak 1929 günü bu yeni harfleri öğretmek üzere millet mektepleri açıldı. 5 Ağustos 1929 tarihinde Millî Eğitim Bakanı aracılığıyla "Türkçe öğretmenlerine bu çok yüksek ve vatanî görevlerinde başarı" dileyen telgrafı çekip, bu yöndeki hassasiyet ve kararlılığını belirtti. O'na göre, Türk dili dünyanın en güzel ve en zengin dillerinden biri idi, fakat şuurla işlenmesi gerekiyordu. Türk dili milletimizin kalbiydi, zihniydi ve bu dilin yabancı tesirlerden kurtarılıp korunması, vatanımızın bağımsızlığı kadar önemliydi. Bu dilin etrafında kenetlenecek olan milletimizin kalbinde, Cumhuriyetin yerleştiğini görmek O'nun tek emeliydi. Ama ne yazık ki; O'nu bu kimliği ile yeteri kadar anlayamayanlar kendisini şahsî emeline mağlup bir kişi olarak görüp O'na ömür boyu Cumhurbaşkanlığı teklif edecek kadar yanılgı içine düştüler. Bu teklifi 25 Eylül 1930 tarihli şu beyanıyla reddeden Gazi M. Kemal, hakikî bir demokrasi aşığı ve millî irade hadimi olduğunu açıkça ortaya koymuştur. "Siz ve kamuoyu bilmelisiniz ki, bu yoldaki teklifler hoşuma gitmemiştir ve gitmeyecek, dediğiniz gibi bir teklifi, benim idealimi cidden rencide eden bir manada telâkki ederim." 20 Aralık 1930'da Kırklareli'deki bir ziyaret sırasında söyledikleri ise Cumhuriyetin temel ilkelerinden biri olan lâikliğin yasallaşacağının kamuoyuna duyurulmasıydı. "Cumhuriyetin temelinin lâik bir dünya görüşüne dayalı olduğu hiçbir zaman unutulmamalı ve bu gerçek gözden kaçmamalıdır..." İnkılâplar ve genç Cumhuriyetin nimetlerini Türk halkına tanıtmak için bütün yurdu dolaşıyor, birkaç kere geçirdiği kalp rahatsızlığına rağmen bu Cumhuriyeti emânet edeceği akla dayalı, teknolojiye açık, idealine bağlı bir gençlik yetiştirmek için âdeta çırpmıyordu. 15 4 Mayıs 1931'de 3. defa Cumhurbaşkanlığına seçildi. 12 Mayıs 1931 'de Türk Tarihi Tetkik, 12 Temmuz 1932'de de Türk Dili Tetkik Cemiyetlerini kurdu. Hayatının sonuna kadar her iki kurumun bütün faaliyetlerini yakınen takip ve pek çok kongrelerine başkanlık etti. 29 Ekim 1933 günü Cumhuriyetin 10. Kutlama Töreninde "Ne mutlu Türküm diyene" altın, ne kelime, emsalsiz bir mücevher sergisinin nadide eseri hükmündeki cümlesiyle yeni bir Türklük kimliğinin doğuşunu müjdeledi.