Kediler Nasıl Evcilleşti? Mısır’dan İstanbul’a Kedilerin Tarihi
Kediler nasıl evcilleşti? Tarımla başlayan dostluk, Kıbrıs’taki 9.500 yıllık mezar, Mısır’da Bastet, Orta Çağ’daki cadı avları ve İstanbul’un kedileri.
Kediler, insanla birlikte yaşayan hayvanlar arasında belki de en bağımsız olanıdır. Köpeklerin aksine kedileri insanlar bilinçli olarak evcilleştirmedi; büyük olasılıkla kediler, insanların yanına kendi istekleriyle geldi. Bu yazıda, yaklaşık on bin yıl önce tarımla başlayan ve Antik Mısır’ın tapınaklarından Osmanlı İstanbul’unun sokaklarına uzanan bu ortak yolculuğu özetliyoruz.
Tarım ve fare avcıları
Genetik araştırmalar, bugünkü evcil kedilerin atasının Afrika yaban kedisi (Felis silvestris lybica) olduğunu gösteriyor. Bu tür, Anadolu’yu da içine alan Bereketli Hilal bölgesinde yaşıyordu. İnsanlar tarıma başlayıp tahıl depolamaya başladığında, ambarlara fareler geldi; farelerin peşinden de kediler. İnsanlar, ürünlerini koruyan bu avcılara katlanmakla kalmadı, zamanla onlarla birlikte yaşamaya başladı. Bu yüzden bilim insanları kedilerin evcilleşmesini, büyük ölçüde kedilerin kendi tercihiyle gerçekleşen bir süreç olarak tanımlar.
Kıbrıs’taki 9.500 yıllık mezar
Kedi ile insan arasındaki yakınlığın bilinen en eski kanıtlarından biri Kıbrıs’ta bulundu. Shillourokambos adlı yerleşimde, yaklaşık 9.500 yıl önce bir insanla birlikte özenle gömülmüş bir kedi iskeleti ortaya çıkarıldı. Kıbrıs’ta doğal olarak yabani kedi yaşamadığı için bu kedinin oraya insanlar tarafından getirilmiş olması gerekir. Bu buluntu, kedilerin çok erken bir dönemde insanların yaşamında özel bir yer edindiğini gösterir.
Antik Mısır’da kutsal kediler
Kedilerin itibarının zirvesi Antik Mısır’dı. Mısırlılar kedileri hem fare ve yılanlara karşı koruyucu hem de ilahi varlıklarla ilişkili hayvanlar olarak gördü. Kedi başlı tanrıça Bastet’in kült merkezi olan Bubastis şehrinde binlerce kedi mumyası bulunmuştur. Antik yazarlar, Mısır’da bir kediyi öldürmenin ağır biçimde cezalandırıldığını aktarır. Kedilerin Akdeniz dünyasına yayılmasında da Mısır’dan kalkan ticaret gemilerinin, farelere karşı yanlarında taşıdıkları kedilerin rolü olduğu düşünülür.
Orta Çağ Avrupa’sında kara kediler
Orta Çağ ve sonrasında Avrupa’nın bazı bölgelerinde kediler, özellikle kara kediler, büyücülük ve kötü güçlerle ilişkilendirildi. Cadı avlarının yoğunlaştığı dönemlerde kediler de bu korkudan payını aldı ve pek çoğu öldürüldü. Kedi sayısının azalmasının fare popülasyonunu artırarak veba salgınlarını şiddetlendirdiği sık sık iddia edilse de, bu bağlantı tarihçiler arasında tartışmalıdır.
Doğu’da şans ve saygı
İslam dünyasında kediler genellikle temiz ve sevilen hayvanlar olarak görüldü; Hz. Peygamber’in yakın arkadaşlarından birinin “Ebu Hureyre”, yani “kedicik babası” lakabıyla anılması bu sevginin bilinen bir işaretidir. Osmanlı şehirlerinde, özellikle İstanbul’da kediler camilerin, çarşıların ve evlerin doğal sakinleri oldu; bazı vakıfların sokak hayvanlarını beslemek için kaynak ayırdığı bilinir. Japonya’da ise elini sallayan kedi figürü “maneki-neko”, dükkânlara şans ve bereket getirdiğine inanılan bir sembol hâline geldi.
Bugünün kedileri
Bugün kediler dünyanın en yaygın ev hayvanlarından biri. Ancak yaban atalarından genetik olarak çok fazla uzaklaşmamış olmaları, onların bağımsız karakterini açıklar. Binlerce yıllık bu ortak tarih, insanla kedi arasındaki ilişkinin bir sahiplik değil, karşılıklı bir uzlaşma olduğunu hatırlatıyor. İnsanların gündelik hayatına dair bir başka kültür tarihi yolculuğu için kahvaltının tarihi yazımıza göz atabilirsin.
Kaynakça ve okuma önerileri
- Carlos A. Driscoll ve diğerleri, “The Near Eastern Origin of Cat Domestication”, Science (2007)
- Abigail Tucker, The Lion in the Living Room