Gambot Diplomasisi ve “Büyük Sopa”: Emperyal Gücün 200 Yılı
Gambot diplomasisi nedir? 1807 Vak’a-i İngiliz, Don Pacifico olayı, Benin seferi, Monroe Doktrini ve Roosevelt’in “büyük sopa” politikasıyla emperyal güç.
“Gambot diplomasisi”, büyük devletlerin savaş ilan etmeden, savaş gemilerinin gücünü göstererek ya da sınırlı bir askerî baskı uygulayarak başka devletlerden taviz koparmasını anlatan bir kavramdır. 19. yüzyılda İngiltere’nin dünyaya yayılan donanması bu yöntemin en bilinen uygulayıcısıydı. 20. yüzyılın başında ABD Başkanı Theodore Roosevelt’in “Yumuşak konuş ve elinde büyük bir sopa taşı” sözü, aynı anlayışı özetleyen bir slogana dönüştü. Bu yazıda iki yüz yıllık bu güç diplomasisini örneklerle ele alıyoruz.
1807: Vak’a-i İngiliz
Osmanlı Devleti bu diplomasinin erken örneklerinden birini 1807’de yaşadı. Napolyon savaşları sırasında İngiltere, Osmanlı’nın Fransa’ya yakınlaşmasını engellemek istiyordu. Amiral Duckworth komutasındaki İngiliz donanması Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul önlerine geldi ve Fransız elçisinin sınır dışı edilmesini talep etti. İstanbul’da kıyılar hızla tahkim edildi ve görüşmeler uzadı; donanma sonunda bir sonuç alamadan geri çekildi. Osmanlı kaynaklarında “Vak’a-i İngiliz” diye anılan bu olay, bir başkentin top menzili içinde nasıl baskı altına alınabileceğini gösterdi.
Don Pacifico olayı ve “Civis Romanus sum”
1850’de Atina’da evi yağmalanan ve İngiliz vatandaşı olan Don Pacifico adlı bir tüccarın tazminat talebi, büyük bir krize dönüştü. İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Palmerston, tazminatı almak için Yunan limanlarını ablukaya aldırdı. Parlamentoda yaptığı ünlü konuşmada, Roma vatandaşlarının imparatorluğun her yerinde korunduğu gibi İngiliz vatandaşlarının da dünyanın her yerinde İngiliz donanmasının koruması altında olduğunu savundu ve “Civis Romanus sum”, yani “Ben bir Roma vatandaşıyım” sözünü kullandı.
Ceza seferleri ve Benin
Gambot diplomasisinin daha sert biçimi “ceza seferleri”ydi. Sömürgecilik çağında Avrupalı güçler, çıkarlarına zarar veren yerel yönetimlere karşı askerî baskınlar düzenledi. 1897’de İngilizlerin bugünkü Nijerya’daki Benin Krallığı’na düzenlediği sefer bunun en bilinen örneklerinden biridir: başkent yakılıp yıkıldı ve ünlü Benin bronzları yağmalanarak Avrupa’ya taşındı. Bu eserlerin iadesi, bugün hâlâ uluslararası bir tartışma konusudur.
Monroe Doktrini ve “büyük sopa”
ABD’nin 1823’te ilan ettiği Monroe Doktrini, Avrupa devletlerinin Amerika kıtasındaki işlere karışmasına karşı çıkıyordu. 20. yüzyılın başında Theodore Roosevelt bu ilkeyi genişletti ve ABD’nin Latin Amerika ülkelerinin iç işlerine “uluslararası polis gücü” olarak müdahale edebileceğini savundu. Bu dönemde ABD donanması, Karayipler ve Orta Amerika’da sık sık güç gösterisinde bulundu. Roosevelt’in “büyük sopa” sözü, bu politikanın kısa ve akılda kalan adı oldu.
Gizli anlaşmalar ve paylaşılan haritalar
Büyük güçlerin baskı aracı yalnızca gemiler değildi. Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere ile Fransa arasında yapılan gizli Sykes-Picot anlaşması, Osmanlı’nın Arap topraklarını savaş bitmeden paylaştırıyordu. Masada çizilen bu sınırlar, Orta Doğu’nun sonraki yüz yılını derinden etkiledi. Bu sürecin Filistin’deki sonuçlarını İsrail-Filistin sorunu yazımızda anlattık.
Gemilerden yaptırımlara
- yüzyılın ikinci yarısında açık askerî baskının yerini çoğunlukla ekonomik araçlar aldı: ambargolar, yaptırımlar ve ticaret kısıtlamaları. Yöntemler değişti ama mantık büyük ölçüde aynı kaldı: güçlü olan, doğrudan savaşa girmeden karşı tarafın davranışını değiştirmeye çalışıyor. Gambot diplomasisinin tarihi, uluslararası ilişkilerde gücün yalnızca kullanılarak değil, gösterilerek de nasıl etkili olabildiğini gösteriyor.
Kaynakça ve okuma önerileri
- James Cable, Gunboat Diplomacy