1896 Osmanlı Bankası Baskını: İstanbul’u Sarsan 48 Saat
26 Ağustos 1896’da Osmanlı Bankası’nın silahlı militanlarca basılması: arka planı, rehine krizi, militanların ülkeden çıkarılması ve şehirde yaşanan şiddet.
26 Ağustos 1896’da, Ermeni Devrimci Federasyonu’na (Taşnaksutyun) bağlı silahlı bir grup, İstanbul Karaköy’deki Osmanlı Bankası’nın genel müdürlük binasını bastı ve içerideki çalışanları rehin aldı. Bomba ve silahlarla donanmış militanlar, Avrupa’nın dikkatini Doğu Anadolu’daki Ermenilerin durumuna çekmeyi amaçlıyordu. Yaklaşık iki gün süren kriz, militanların güvence altında ülkeden çıkarılmasıyla bitti; ancak aynı günlerde İstanbul sokaklarında çok sayıda insanın hayatını kaybettiği bir şiddet dalgası yaşandı.
Arka plan: 1890’ların gerilimi
1878 Berlin Antlaşması, Osmanlı Devleti’ne Ermenilerin yaşadığı vilayetlerde reform yapma yükümlülüğü getirmişti; bu madde Avrupa devletlerinin Osmanlı iç işlerine müdahalesi için de bir araç oldu. 1880’lerin sonunda kurulan Hınçak ve Taşnak gibi Ermeni devrimci örgütleri, Avrupa’nın ilgisini çekmek için gösteri ve silahlı eylemlere yöneldi. 1890’da İstanbul Kumkapı’daki Ermeni Patrikhanesi’nde düzenlenen gösteri ve 1895’te Babıali’ye yapılan yürüyüş, şehirde ciddi çatışmalara dönüşmüştü. Aynı yıllarda Anadolu’nun birçok yerinde de büyük şiddet olayları yaşandı.
Bankaya sızma
Osmanlı Bankası, Avrupa sermayesiyle kurulmuş ve devletin mali işlerinde kilit rol oynayan bir kurumdu; baskıncılar bu yüzden Avrupa kamuoyunun dikkatini çekecek bir hedef olarak bankayı seçti. Eylemden önce silah ve patlayıcıların küçük parçalar hâlinde binaya ve çevresine taşındığı anlatılır. 26 Ağustos öğle saatlerinde militanlar, hamal ve müşteri kılığında bankaya girerek binayı ele geçirdi; çatışmada güvenlik görevlileri ve baskıncılardan bazıları öldü.
Rehine krizi ve talepler
Baskıncılar binada bulunan çalışanları rehin aldı ve talepleri yerine getirilmezse binayı havaya uçuracaklarını açıkladı. Talepleri, Doğu vilayetlerinde Avrupa denetiminde reformlar yapılması ve siyasi tutukluların serbest bırakılması gibi konuları içeriyordu. Banka müdürü Sir Edgar Vincent ve Rus elçiliğinin tercümanı, militanlarla görüşmeler yürüttü. Aynı saatlerde İstanbul’un başka noktalarında da silahlı saldırılar düzenlendi.
Padişahın zor kararı
II. Abdülhamid, yabancı sermayeli bir bankanın havaya uçurulmasının ve rehinelerin ölmesinin büyük bir uluslararası krize yol açacağını biliyordu. Elçiliklerin de araya girmesiyle, baskıncıların bankayı terk etmeleri karşılığında ülkeden güvenle çıkarılmalarına izin verildi. Militanlar, 27 Ağustos’ta önce banka müdürünün yatına, ardından bir Fransız gemisine bindirilerek Marsilya’ya gönderildi. Bu sonuç, Osmanlı kamuoyunda derin bir öfke yarattı.
Şehirde yaşanan şiddet
Baskının hemen ardından İstanbul’da Ermenilere karşı geniş çaplı saldırılar başladı. İki gün boyunca süren olaylarda binlerce kişinin öldüğü tahmin edilir. Avrupa basını ve elçilikleri, saldırıların düzenli bir biçimde yürütüldüğünü ve yetkililerin bunları zamanında durdurmadığını yazdı; Osmanlı yönetimi ise olayların baskının yarattığı öfkeyle çıktığını savundu. Bu günler, hem baskını yapanların hem de ardından gelen şiddetin bedelini masum insanların ödediği karanlık bir dönem olarak hatırlanır.
Olayın sonuçları
Osmanlı Bankası baskını, büyük devletlerin “Ermeni meselesi”ne ilgisini artırdı ama vaat edilen reformlar uygulanmadı. Osmanlı Devleti açısından ise yabancı baskı altında egemenliğin sarsıldığı bir an olarak algılandı. Olay, dönemin uluslararası basınında geniş yer buldu ve kentte yaşayan farklı toplulukların arasındaki güven ilişkisini derinden zedeledi. II. Abdülhamid döneminin sonunu ve padişahın sürgün yıllarını şu yazıda anlattık.
Kaynakça ve okuma önerileri
- Armen Garo, Bank Ottoman: Memoirs of Armen Garo
- François Georgeon, Sultan Abdülhamid