Osmanlı Tarihi

II. Abdülhamid’in Tahttan İndirilişi ve Sürgün Yılları

II. Abdülhamid’in 1909’da tahttan indirilişi, 31 Mart Vakası, Selanik’teki Alatini Köşkü sürgünü, Temmuz 1909 tarihli arzuhali ve Beylerbeyi’ndeki son yılları.

Yazan: · · Güncellendi: · 2 dk okuma

II. Abdülhamid, 1876’dan 1909’a kadar 33 yıl tahtta kalan ve Osmanlı’nın son güçlü padişahlarından biri olarak görülen hükümdardır. Nisan 1909’da tahttan indirildi ve aynı gece Selanik’e sürgüne gönderildi. Hayatının son dokuz yılını önce Selanik’te, ardından İstanbul’da Beylerbeyi Sarayı’nda gözetim altında geçirdi. Sürgünün ilk aylarında yazdığı bir arzuhal, tahttan indirilen bir padişahın kaygılarını kendi sözleriyle bize ulaştırır.

Tahttan indirilen padişahların kaderi

Abdülhamid’in kaygılarını anlamak için kendinden önceki örneklere bakmak gerekir. Amcası Sultan Abdülaziz 1876’da tahttan indirilmiş ve birkaç gün sonra şüpheli bir şekilde ölü bulunmuştu. Ağabeyi V. Murad ise yalnızca birkaç ay tahtta kalabilmiş, akli sağlığı gerekçesiyle tahttan indirilmiş ve ömrünün geri kalanını, yaklaşık 28 yıl boyunca Çırağan Sarayı’nda gözetim altında geçirmişti. Bu örnekler, tahttan indirilmenin çoğu zaman ölümle ya da ömür boyu tecritle sonuçlandığını gösteriyordu.

1908 ve 31 Mart Vakası

Temmuz 1908’de İttihat ve Terakki’nin baskısıyla Kanun-ı Esasi yeniden yürürlüğe kondu ve İkinci Meşrutiyet ilan edildi. Abdülhamid tahtta kaldı ama yetkileri büyük ölçüde sınırlandı. Nisan 1909’da İstanbul’da, tarihe 31 Mart Vakası olarak geçen ayaklanma çıktı. İsyanı bastırmak için Selanik’ten gelen Hareket Ordusu şehre girdi ve Abdülhamid tahttan indirildi. Padişahın isyanın arkasında olup olmadığı tarihçiler arasında hâlâ tartışmalıdır; onu doğrudan isyanla ilişkilendiren kesin bir belge bulunmaz.

Alatini Köşkü’nde sürgün

Tahttan indirildiği gece Abdülhamid, ailesinin bir kısmıyla birlikte trenle Selanik’e gönderildi ve şehirdeki Alatini Köşkü’ne yerleştirildi. Köşk, dış dünyayla bağlantısı sıkı şekilde denetlenen bir gözetim yeriydi. Eski padişahın sürgünü, bir zamanlar Meşrutiyet hareketinin merkezi olan şehirde geçecekti.

Temmuz 1909 tarihli arzuhal

Sürgünün ilk aylarında Abdülhamid, Hareket Ordusu komutanı Mahmud Şevket Paşa’ya bir arzuhal, yani dilekçe gönderdi. Bu metinde kendisinin ve ailesinin can güvenliği konusundaki endişelerini dile getirdiği, kendisine verilen güvenceleri hatırlattığı ve mal varlığıyla ilgili konulara değindiği bilinir. Bir zamanlar imparatorluğu tek başına yöneten bir hükümdarın, kendi hayatı için güvence istediği bu satırlar, iktidarın ne kadar çabuk el değiştirebileceğini gösteren çarpıcı bir belgedir.

Beylerbeyi’nde son yıllar

1912’de Balkan Savaşı başlayıp Selanik tehlikeye girince Abdülhamid, bir Alman gemisiyle İstanbul’a getirildi ve Beylerbeyi Sarayı’na yerleştirildi. Son yıllarını burada geçirdi; marangozluk gibi uğraşları ve okumayı sürdürdüğü anlatılır. Kızı Ayşe Sultan’ın anıları, bu yılların aile içinden bir tanıklığını sunar. Abdülhamid, Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayı’nda öldü ve Çemberlitaş’taki II. Mahmud Türbesi’ne defnedildi.

Abdülhamid’i nasıl değerlendirmeli?

Abdülhamid’in mirası Türkiye’de hâlâ tartışmalıdır. Bir kesim onu, dağılmakta olan imparatorluğu otuz yılı aşkın bir süre ayakta tutan bir devlet adamı olarak görür; bir başka kesim ise baskıcı yönetimini ve meclisi uzun yıllar kapalı tutmasını öne çıkarır. Sürgün yılları ise bu tartışmaların ötesinde, büyük bir iktidarın sessiz ve kırılgan bir sonla bitişinin hikâyesidir. Abdülhamid döneminin önemli bir krizini 1896 Osmanlı Bankası baskını yazımızda, Kudüs politikasını da şu yazıda anlattık.

Kaynakça ve okuma önerileri

  1. François Georgeon, Sultan Abdülhamid
  2. Ayşe Osmanoğlu, Babam Sultan Abdülhamid

Okumaya devam

Diğer yazılar

Osmanlı Tarihi · Resmi Tarih ·

Cem Sultan Kimdir? Taht Kavgası, Esaret ve Ölümü

Cem Sultan kimdir? Fatih’in oğlu Cem’in 1481’de Bayezid’le taht kavgası, Bursa’daki kısa saltanatı, Rodos ve Avrupa’daki esaret yılları ve şüpheli ölümü.

Osmanlı Tarihi · Resmi Tarih ·

Lale Devri Nedir? Sadabad’dan Patrona Halil İsyanı’na

Lale Devri nedir? 1718–1730 arasında Damat İbrahim Paşa’nın yenilikleri, Sadabad, Nedim ve Levni, matbaa, lale tutkusu ve Patrona Halil İsyanı’yla gelen son.