Yakın Tarih

Hilal-i Ahmer’den Kızılay’a: Türk Kızılay’ının Kuruluş Tarihi

Kızılay nasıl kuruldu? 1868’de Hilal-i Ahmer’in doğuşu, Marko Paşa, Balkan ve Çanakkale savaşlarındaki hizmetleri, Hanımlar Merkezi ve 1935’te Kızılay adı.

Yazan: · · Güncellendi: · 2 dk okuma

Türk Kızılay’ının kökleri 1868’de İstanbul’da kurulan ve savaşta yaralanan ya da hastalanan askerlere yardım etmeyi amaçlayan bir cemiyete dayanır. Kısa süre sonra “Hilal-i Ahmer”, yani “Kızıl Hilal” adını alan kuruluş, Osmanlı’nın son yarım yüzyılındaki bütün savaşlarda cephede ve cephe gerisinde çalıştı. 1935’te Atatürk’ün önerisiyle “Kızılay” adını aldı. Bu yazıda bir yardım kuruluşunun hikâyesini değil, savaş yıllarında bir toplumun dayanışma hafızasını izliyoruz.

1868: Bir cemiyetin doğuşu

  1. yüzyılın ortasında Avrupa’da, savaşta yaralanan askerlere taraf ayırmadan yardım edilmesi fikri yayılıyordu. 1863’te Cenevre’de Kızılhaç hareketi doğdu ve 1864’te ilk Cenevre Sözleşmesi imzalandı; Osmanlı Devleti de bu sözleşmeye katıldı. 1868’de İstanbul’da, aralarında Dr. Marko Paşa’nın da bulunduğu bir grup hekim ve devlet adamı, “Mecruhin ve Marda-yı Askeriyeye İmdat ve Muavenet Cemiyeti”ni kurdu. Adı uzun olan bu cemiyet, bugünkü Kızılay’ın ilk hâliydi.

Haç yerine hilal

1876–1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında cemiyet yeniden düzenlendi ve haç işareti yerine kırmızı hilali kullanmaya başladı. Osmanlı yönetimi, Müslüman askerlerin haç işaretli bir amblem altında çalışmaktan çekindiğini belirterek bu değişikliği uluslararası alanda bildirdi. Böylece kırmızı hilal, zamanla uluslararası hareketin tanınmış amblemlerinden biri hâline geldi. Cemiyetin adı da “Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti” oldu.

Balkan Savaşları ve büyük göç

1912–1913 Balkan Savaşları, Hilal-i Ahmer için en zor sınavlardan biriydi. Cephede yaralanan askerlerin yanı sıra Rumeli’den kaçan yüz binlerce göçmen İstanbul’a ve Anadolu’ya akın etti. Salgın hastalıkların yayıldığı bu dönemde cemiyet, hastaneler, aşevleri ve barınma yerleri kurarak göçmenlere yardım etti. Halkın bağışları, cemiyetin bu büyük yükü taşıyabilmesinde belirleyici oldu.

Hanımlar Merkezi ve kadınların rolü

Balkan Savaşları sırasında kurulan Hilal-i Ahmer Hanımlar Merkezi, Osmanlı kadınlarının toplumsal hayata katılımında önemli bir adımdı. İstanbul’un konaklarından gelen kadınlar hasta bakıcılık kurslarına katıldı, yaralılara baktı, bağış topladı ve atölyelerde askerler için giysi dikti. Bu çalışmalar, kadınların kamusal alanda üstlendiği rollerin genişlemesine katkıda bulundu.

Çanakkale’nin yüzen hastaneleri

Birinci Dünya Savaşı’nda Hilal-i Ahmer bütün cephelerde çalıştı. Çanakkale’de yaralıların İstanbul’a taşınması için Gülcemal ve Reşit Paşa gibi vapurlar hastane gemisi olarak kullanıldı. Yarımadadaki çatışmaların yoğunluğu düşünüldüğünde, bu gemiler binlerce askerin hayatının kurtulmasında önemli rol oynadı. Çanakkale’nin bu yönünü Çanakkale Savaşı yazımızda da anlattık.

Millî Mücadele’de Anadolu’ya yardım

İstanbul’un işgali sırasında Hilal-i Ahmer çevresindeki gönüllüler, Anadolu’daki Millî Mücadele için ilaç ve sağlık malzemesi göndermenin yollarını aradı. Ankara’da da cemiyetin çalışmaları sürdü. Savaş yıllarında cephedeki askerlerin yanı sıra işgalden kaçan sivillere de yardım edildi.

1935: Kızılay adının doğuşu

Cumhuriyet’in ilanından sonra cemiyet önce “Türkiye Hilal-i Ahmer Cemiyeti” adını aldı. 1935’te ise Atatürk’ün önerisiyle adı “Türkiye Kızılay Cemiyeti” olarak değiştirildi. Bugün Türk Kızılay, depremlerden göç hareketlerine kadar pek çok alanda çalışan bir kuruluş olarak bu uzun geleneği sürdürüyor. Hikâyesi, savaşların yalnızca cephede kazanılmadığını, asıl dayanıklılığın acı çekenin yanında durabilmekte olduğunu hatırlatıyor.

Kaynakça ve okuma önerileri

  1. Seçil Akgün, Murat Uluğtekin, Hilal-i Ahmer’den Kızılay’a

Okumaya devam

Diğer yazılar

Yakın Tarih · Resmi Tarih ·

2008 Balgat Banka Soygunu: Tünelle Gelen Gizem

7 Temmuz 2008’de Ankara Balgat’ta kazılan tünelle yapılan banka soygunu: plan, çözülemeyen sorular ve dünyanın ünlü tünel soygunlarıyla benzerlikler.

Osmanlı Tarihi · Resmi Tarih ·

İstanbul’un Fethi 1453: 53 Günlük Kuşatma Adım Adım

1453’te İstanbul nasıl fethedildi? Rumeli Hisarı, Orban’ın topu, gemilerin karadan Haliç’e indirilmesi ve 29 Mayıs sabahı: 53 günlük kuşatmanın kronolojisi.