Roma’dan Osmanlı’ya Ünlü Oburlar ve Şaşırtıcı Sofralar
Tarihin ünlü oburları: Vitellius ve Elagabalus’un Roma ziyafetleri, VIII. Henry’nin sofrası, Darwin’in Oburlar Kulübü ve Osmanlı’nın Semiz Ali Paşa’sı.
Tarih yalnızca savaşların ve antlaşmaların değil, sofraların da hikâyesidir. Bazı hükümdarlar ve ünlü isimler, yaptıkları fetihlerden çok yedikleriyle, verdikleri ziyafetlerle ve doymak bilmeyen iştahlarıyla anıldı. Bu anlatıların bir kısmı abartılı ya da düşmanlarının uydurması olsa da hepsi, yiyeceğin güç, zenginlik ve gösteriş aracı olarak nasıl kullanıldığını anlatır.
Roma’nın ziyafet sofraları
Antik Roma’da zenginler arasında görkemli ziyafetler vermek bir statü göstergesiydi. Lucullus adlı Romalı komutanın sofraları o kadar ünlüydü ki, adı lüks yemeklerle özdeşleşti. Roma’dan kalan yemek kitabı “Apicius”, dönemin seçkinlerinin baharatlı soslara, egzotik hayvanlara ve süslü sunumlara ne kadar düşkün olduğunu gösterir.
Vitellius: Masada bir imparator
MS 69’da yalnızca birkaç ay imparatorluk yapan Vitellius, Romalı tarihçi Suetonius’un anlatımına göre tam bir obur olarak bilinir. Suetonius, onun günde birkaç kez ziyafet verdiğini ve en ünlü yemeğinin, turna balığı ciğerleri, tavus kuşu ve sülün beyinleri, flamingo dilleri gibi nadir malzemelerin bir arada sunulduğu dev bir tabak olduğunu yazar. Bu anlatıların ne kadarının gerçek, ne kadarının imparatorun düşmanlarının propagandası olduğu tartışmalıdır.
Elagabalus’un tuhaf sofrası
- yüzyılın başında genç yaşta tahta çıkan İmparator Elagabalus da savurganlığıyla anılır. Geç dönem Roma biyografilerinin derlendiği “Historia Augusta”ya göre o, pilavlara inci kattırır, deve topukları ve flamingo beyinleri gibi garip yemekler hazırlatırdı. Ancak bu eserin pek çok bölümünün güvenilirliği düşüktür; bu yüzden tarihçiler bu hikâyeleri, imparatoru kötülemek için yazılmış anlatılar olarak da değerlendirir.
VIII. Henry: Ziyafet ve hastalık
İngiltere Kralı VIII. Henry, gençliğinde atletik bir hükümdardı; ancak ilerleyen yaşlarında aşırı kilolarıyla tanındı. Sarayındaki ziyafetlerde etin ağırlıkta olduğu zengin sofralar kurulurdu. Bir mızrak dövüşünde geçirdiği kazadan sonra hareket edemez hâle gelmesi ve beslenme alışkanlıkları, sağlığının hızla bozulmasında etkili oldu.
Darwin ve Oburlar Kulübü
Evrim teorisinin kurucusu Charles Darwin bile bu hikâyede yer alır. Cambridge’deki öğrencilik yıllarında Darwin, alışılmadık hayvanların etini tatmayı amaçlayan ve “Oburlar Kulübü” adıyla anılan bir grubun üyesiydi. Kulüp üyelerinin şahin ve baykuş gibi kuşları denediği anlatılır. Darwin, sonraki yolculuklarında da karşılaştığı pek çok hayvanı tatmaktan çekinmedi.
Osmanlı’da Semiz Ali Paşa
Osmanlı tarihinde iştahıyla ve kilosuyla tanınan en ünlü isim, Kanuni döneminin sadrazamlarından Semiz Ali Paşa’dır. “Semiz”, yani şişman lakabıyla anılan paşa, aynı zamanda nüktedan kişiliği ve hoşgörülü yönetimiyle de hatırlanır. Osmanlı saray mutfağının zenginliği, sultanların ve paşaların sofralarına dair pek çok anlatının doğmasına yol açtı.
Sofranın tarihi neden önemli?
Bu hikâyeler eğlenceli olduğu kadar öğreticidir de. Bir dönemin sofrası; ticaret yollarını, toplumsal sınıfları, gösteriş anlayışını ve hatta siyasi propagandayı anlamamıza yardım eder. Gündelik hayatın bir başka tarihine merak ediyorsan kahvaltının tarihi yazımıza göz atabilirsin.
Kaynakça ve okuma önerileri
- Suetonius, On İki Caesar’ın Yaşamı
- Historia Augusta