Justinianos’un Kanunları: Roma Hukukunun Büyük Derlemesi
Justinianos’un fetihlerinden kalıcı olan Medeni Hukuk Külliyatı (Corpus Juris Civilis) ve Avrupa hukuk sisteminin temellerini atan reformları.

Bir imparatorun adını çoğu zaman fetihleri ya da yaptırdığı büyük yapılar yaşatır. Justinianos’un adı ise aslında en çok masa başındaki çalışmasıyla anılır. Altıncı yüzyılda bir hukuk komisyonunun on yıldan kısa bir sürede tamamladığı derleme, Roma hukukunu yüzyıllar boyunca yaşatan ve Avrupa’nın hukuk geleneğinin temeline giren bir yapıta dönüştü. Bu yapıt bugün Medeni Hukuk Külliyatı, Latince adıyla Corpus Juris Civilis olarak bilinir ve Justinianos’a, hiçbir muharebe zaferinin veremeyeceği türden evrensel bir şöhret kazandırmıştır.
Justinianos bu işe girişmeden önce hukuku nasıl gördüğünü açıkça belirtmişti. Ona göre bir imparator yalnızca silahların gölgesinde yüceltilmemeli, aynı zamanda kanunlarla donanmalıydı ki hem savaş hem de barış zamanında doğru yönetebilsin. Düşmanlarını bozguna uğratmış olmak kadar, kanunların koruyucusu olmak da imparatorluk görevinin parçasıydı. Üstelik Justinianos, Tanrı’nın imparatorlara yasa koyma yetkisini bizzat verdiğine inanıyordu. Bu bakış açısı, onun dönemindeki hukuk çalışmalarının siyasi ve dinî arka planını da açıklar: kanun, imparatorun otoritesinin en meşru ifadesiydi.
İmparatorluk uzun süredir eski ve yeni hükümleri birbirinden ayıramayan, çelişkilerle dolu bir yasa yığınıyla karşı karşıyaydı. Yüzyıllar boyunca yayımlanmış sayısız imparator buyruğu ile ünlü hukukçuların yorumları, kimin neyi, hangi hükümle savunabileceğini belirsizleştirmişti. Justinianos tahta çıktıktan kısa süre sonra, ünlü hukukçu Tribonianus’un başkanlığında bir komisyon kurdu. Bu komisyonun ilk ürünü, 529 yılında yayımlanan Kanunname, yani Codex oldu. Hadrianus’tan itibaren imparator buyruklarını topluyordu. Ancak bu ilk basım, bugüne ulaşmamıştır; çünkü kısa süre içinde başka çalışmalar ona yetişti ve eksikleri ortaya çıktı.
Bir sonraki aşama çok daha iddialıydı. Komisyon, klasik dönem hukukçularının binlerce sayfalık yazılarını tarayıp derleyecek, çelişkileri ayıklayacak ve geriye kalan görüşleri tek bir metinde toplayacaktı. Bu çalışma, Özet anlamına gelen Digest ya da Yunanca adıyla Pandekt olarak 533’te yayımlandı. İmparator bu işi anlatırken, klasik edebiyatın bulanık kaynaklarını berrak bir göle aktarmaktan söz eder; yani yüzyılların dağınık ve çelişkili birikimi tek bir temiz hazneye dökülecekti. Aynı yıl, hukuk öğrencileri için bir ders kitabı niteliğinde Müessesat, yani Institutiones çıktı. Yayımlayan buyruğu, kanunları öğrenmeye istekli gençliğe ithaf edilmişti. Böylece hem uygulayıcılar için ayrıntılı bir derleme hem de başlangıç düzeyindeki öğrenciler için kısa bir el kitabı ortaya çıkmış oluyordu.
Derleme tamamlandığında yasama faaliyeti durmadı. Hükümet yeni buyruklar çıkarmaya devam etti ve birçok konunun yeniden düzenlenmesi gerekti. Kısaca söylemek gerekirse, 529’da yayımlanan haliyle Kanunname birçok bölümü açısından eskimişti. Bu yüzden 534’te revize edilip genişletilmiş ikinci baskısı, on iki kitap hâlinde, Codex repetitae praelectionis adıyla yayımlandı. Bu baskı, Hadrianus döneminden 534’e kadar çıkan buyrukları kapsıyor ve 529 baskısını hükümsüz kılıyordu. Böylece Kanunname, Özet ve Müessesat, tek bir hukuk düzenini oluşturan üç sütun olarak tamamlanmış oldu.
534’ten sonra yayımlanan buyruklar Novellae Leges, yani Yeni Kanunlar adıyla anıldı. Dikkat çekici bir ayrıntı vardır: Kanunname, Özet ve Müessesat Latince yazılmışken, Novellaların çoğu Yunanca kaleme alınmıştı. Bu, Roma geleneğini sürdüren imparatorun gündelik yaşamın gerçeklerine yaptığı önemli bir tavizdi. Novellalardan birinde Justinianos, buyruğun halkın rahatlıkla anlayıp bilebilmesi için yerel dilde değil, Yunanca yazıldığını açıkça belirtmiştir. İmparatorluğun doğu yarısında gündelik dil Yunancaydı; Latince ise ağırlıklı olarak hukuk ve devlet kurumlarının kullandığı bir dil olarak kalmıştı. Justinianos, tüm Novellaları bir yerde toplamak istedi; zamanında bazı özel derlemeler yapıldı ama imparatorun kendi planı gerçekleşmedi. Bu yeni kanunlar, onun döneminin iç tarihini anlatan en önemli kaynaklardan biri olarak değerlendirilir.
Dört çalışmanın tek bir bütün hâlinde, “külliyat” olarak anılması arzusu Justinianos’un kendisine aitti, ama o dönemde bu ad kullanılmadı. Corpus Juris Civilis, yani Medeni Hukuk Külliyatı adı, çok sonraları, Avrupa’da Roma hukuku üzerine çalışmaların başladığı XII. yüzyılın ilk yıllarında yerleşti ve günümüze kadar kullanıldı. Bu bakımdan Justinianos’un hukuk eserinin asıl yaşamı, Doğu’da değil, ortaçağ Batı’sındaki üniversitelerde başladı. Bologna gibi merkezlerde incelenen metinler, kıta Avrupası hukukunun temelini oluşturdu; modern medeni hukuk düzenlerinin kavramsal iskeleti büyük ölçüde bu mirasa dayanır.
Doğu’da ise tablo farklıydı. Hukuk eserinin hacmi ve Latince yazılmış olması, halkın büyük bölümünün bunu doğrudan anlamasını engelliyordu. Çok geçmeden Kanunname’den, Özet’ten ve Müessesat’tan alınan bazı parçalar ve şöyle böyle çeviriler, açıklayıcı notlarla birlikte Yunanca yorum ve özetler hâlinde ortaya çıktı. Zamanın ve gündelik hayatın ihtiyaçlarının doğurduğu bu Yunanca derlemeler, özgün Latince metin göz önüne alındığında sayısız hata ve kusur barındırıyordu. Hatta bazen özgün metin bütünüyle bir kenara bırakılıp neredeyse yeniden yazılıyordu. Bizans hukuku, böylece Justinianos’un çizdiği çerçeveyi sürdürürken pratikte Yunanca bir dile ve daha sade bir biçime kaydı. Sonraki yüzyıllarda Makedonya hanedanı döneminde yapılan daha kapsamlı Yunanca derlemeler bu eğilimin devamıydı.
Hukuk çalışmalarına paralel olarak hukuk öğretimi de yeniden düzenlendi. Yeni programa göre öğrenim beş yıl sürecekti. İlk yılın konusu Müessesat idi; ikinci, üçüncü ve dördüncü yıllarda Özet’in bölümleri okutuluyor, beşinci yıl ise Kanunname üzerinden eğitim yapılıyordu. Justinianos, bu yeni programı duyururken hukuk alanındaki bütün gizemlerin ifşa edildiğini söyleyecek kadar iddialıydı. Hukuk eğitimi, imparatorluk için nitelikli memur yetiştirmenin de bir yoluydu; devlet mekanizması hukuk bilgisine dayanan kadrolarla yürütülecekti.
Sonuçta Justinianos’un hukuk eseri iki yüzlü bir miras bıraktı. Bir yanda, Roma’nın hukuki birikimi korunmuş, düzenlenmiş ve gelecek kuşaklara aktarılmıştı; bu, belki de onun en kalıcı başarısıdır. Öte yandan, derlemenin Latince oluşu Doğu’nun gündelik gerçekleriyle çelişiyordu ve sonraki yüzyıllarda Bizans hukuku onu sadeleştirmek zorunda kaldı. Ama değişmeyen bir gerçek var: Justinianos’un fetihlerinin çoğu uzun ömürlü olmazken, kalemle yapılan bu fetih kalıcı oldu. Silahlarla elde edilen toprakları imparatorluk kısa sürede kaybetti; kanunlarla elde edilen otorite ise Avrupa’nın hukuk düşüncesine yüzyıllarca yön verdi.
Kaynakça ve okuma önerileri
- • Justinianos, Tanta Fermanı (Constitutio Tanta), yay. Krüger.
- • Justinianos, Omnem Fermanı (Constitutio Omnem), yay. Krüger.
- • Justinianos, Müessesat (Institutiones), yay. Krüger; İngilizce çeviri: Abdy ve Walker.
- • Justinianos, Yeni Kanunlar (Novellae), yay. Schöll ve Kroll.
- • Justinianos, Kanunname (Codex Justinianus), yay. Krüger.
- • Justinianos, Özet (Digesta), yay. Mommsen.