Osmanlı Tarihi

Ocaklı Kimdi? I. Abdülhamid’e Yazılan Cüretkâr Kâğıt (1789)

1789’da Galata’daki Kaptanpaşa Sebili’ne bırakılan, I. Abdülhamid’i sert dille eleştiren “Ocaklı” imzalı kâğıt: içeriği, arka planı ve şüpheliler.

Yazan: · · Güncellendi: · 2 dk okuma

1789 yılının ilk aylarında İstanbul’da, Galata’daki Karaköy Kapısı’nın yanında bulunan Kaptanpaşa Sebili’nin önüne bir kâğıt bırakıldı. Kâğıt doğrudan padişah I. Abdülhamid’e hitap ediyor, onu açık ve sert bir dille eleştiriyordu. Altında tek bir imza vardı: “Ocaklı”. Bugün Osmanlı arşivinde duran bu metin, tarihçilerin bir padişaha verilmiş ilk yazılı “muhtıralardan” biri olarak gördüğü dikkat çekici bir belgedir.

1789: Yorgun bir imparatorluk

Kâğıttaki öfkeyi anlamak için dönemin havasına bakmak gerekir. Osmanlı Devleti 1774’te Rusya ile imzaladığı Küçük Kaynarca Antlaşması’yla ağır bir yenilgiyi kabul etmiş, 1783’te Kırım’ı Rusya’ya kaptırmıştı. 1787’de yeniden başlayan Osmanlı-Rus savaşı da kötü gidiyordu: Karadeniz kıyısındaki önemli kale Özi, Aralık 1788’de Rus ordusunun saldırısıyla düştü ve kale halkı büyük kayıplar verdi. İstanbul’da ise sık çıkan yangınlar, pahalılık ve savaşın getirdiği vergi yükü halkı bunaltmıştı.

Kâğıtta ne yazıyordu?

Metin, padişaha “Sultan Abdülhamid, bizim takatimiz kalmadı, aklın başına gelmiyor” diye seslenerek başlar. Yazar, savaşın ve kötü yönetimin halkı tükettiğini anlatır; barış yapılmasını ve işbaşındaki devlet adamlarının değiştirilmesini ister. Metin, istekler yerine getirilmezse sonuçlarının ağır olacağını ima eden açık bir tehditle biter. Bir padişaha bu üslupla yazılmış bir metnin, şehrin en işlek yerlerinden birine bırakılması, devlet merkezinde büyük bir tedirginlik yarattı.

Padişahın şüphesi

I. Abdülhamid’in şüphesi, dönemin en güçlü isimlerinden biri olan Kaptan-ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa’ya yöneldi. Hasan Paşa savaş deneyimi, donanmadaki nüfuzu ve İstanbul’daki gücüyle sarayın hem dayandığı hem de çekindiği bir figürdü. Kâğıdın Galata’da, donanmanın merkezine yakın bir yere bırakılması bu şüpheyi besledi. Ancak paşanın bu kâğıtla bağlantısını kanıtlayan bir belge bulunmaz; şüphe, sarayın o günlerdeki güvensizliğinin bir yansıması olarak da okunabilir.

Ocaklı kimdi?

“Ocaklı” kelimesi, metni yazanın kendini Yeniçeri Ocağı’ndan biri olarak tanıttığını düşündürür. Bu yüzden ilk akla gelen ihtimal, savaşın yükünü taşıyan ve siyasete müdahale etmeye alışkın yeniçerilerdir. Donanma çevresindeki askerler ya da tamamen farklı bir grup da olabilir. Hatta savaş hâlindeki bir düşman devletin, İstanbul’da huzursuzluk yaratmak için böyle bir metni yaydırdığı da düşünülmüştür. Kesin bir cevap yoktur: kâğıdı kimin yazdığı bugün de bilinmiyor.

Neden önemli?

Bu kâğıt, Osmanlı başkentinde halkın ve askerin devlet yönetimine dair öfkesinin yazılı ve doğrudan bir biçimde dile getirildiği nadir örneklerden biridir. Metnin ardından çok geçmeden, 1789 Nisan’ında I. Abdülhamid öldü ve yerine III. Selim geçti. III. Selim’in kısa süre sonra başlattığı “Nizam-ı Cedid” reformları, Ocaklı’nın dile getirdiği bozulmanın sarayda da görüldüğünü gösterir. Ocaklı’nın kimliği belki hiçbir zaman çözülmeyecek, ama bıraktığı kâğıt, imparatorluğun en zor yıllarından birinde sokağın sesini bugüne taşıyor.

Kaynakça ve okuma önerileri

  1. Kemal Beydilli, “Abdülhamid I”, TDV İslâm Ansiklopedisi

Okumaya devam

Diğer yazılar