Alternatif Tarih

Osmanlı Viyana’yı Alsaydı Ne Olurdu? 1683 Alternatif Tarih

1683’te Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Viyana’yı alsaydı ne olurdu? Beç eyaleti, Habsburgların sonu, Türk kahvesi ve Karlofça’sız bir 18. yüzyıl.

Yazan: · · Güncellendi: · 2 dk okuma

Bu yazı bir alternatif tarih denemesidir. 1683’teki İkinci Viyana Kuşatması gerçekte Osmanlı için büyük bir felaketle bitti ve imparatorluğun Orta Avrupa’dan çekilişinin başlangıcı oldu. Peki Merzifonlu Kara Mustafa Paşa şehri, kurtarıcı ordu gelmeden alabilseydi? Önce gerçekte ne olduğunu, sonra da kurgunun bizi nereye götürebileceğini görelim.

Gerçekte ne oldu?

Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Temmuz 1683’te Viyana’yı kuşattı. İki aya yakın süren kuşatmada surlarda gedikler açıldı ama şehir düşmedi. 12 Eylül 1683’te Lehistan Kralı III. Jan Sobieski’nin önderlik ettiği Avrupa ordusu, Kahlenberg Tepesi’nden inerek Osmanlı ordusunu bozguna uğrattı. Kara Mustafa Paşa aynı yılın sonunda Belgrad’da idam edildi. Ardından kurulan Kutsal İttifak’la savaş yıllarca sürdü ve 1699’daki Karlofça Antlaşması’yla Osmanlı, Macaristan’ın büyük bölümünü kaybetti. Bu, imparatorluğun ilk büyük toprak kaybıydı.

Senaryo: 8 Eylül’de düşen surlar

Kurgumuzda lağımcıların açtığı gedikler birkaç gün önce genişliyor ve Osmanlı ordusu, kurtarıcı ordu gelmeden 8 Eylül’de şehre giriyor. Kuşatmanın en zayıf noktası, şehrin bir an önce alınması gerekirken zamanın boşa harcanmasıydı; kurgumuzda bu zaman kazanılıyor. Sobieski’nin ordusu geldiğinde karşısında, artık surların içine yerleşmiş bir Osmanlı garnizonu buluyor.

Beç eyaleti

Viyana, Osmanlı kaynaklarındaki adıyla “Beç”, Budin’den sonra Orta Avrupa’daki en büyük Osmanlı eyalet merkezine dönüşüyor. Şehrin en büyük kilisesi Aziz Stefan Katedrali camiye çevriliyor; Habsburg hanedanı Prag’a çekilerek gücünü korumaya çalışıyor. Tuna, Karadeniz’den Bavyera sınırına kadar bir Osmanlı nehri hâline geliyor.

Kültür: kahve ve mehter

Gerçek tarihte bile 1683 kuşatması Viyana kültüründe iz bıraktı: şehrin ünlü kahvehane geleneğinin bu dönemle başladığına dair anlatılar vardır. Avrupa müziğinde “Türk tarzı” bir moda hâline geldi; Mozart’ın ve Beethoven’ın “Türk marşları” bu modanın en bilinen örnekleridir. Kurgumuzda bu etki çok daha derin: mehter ritimleri, kahve ve Osmanlı mimarisi, Orta Avrupa’nın gündelik hayatına doğrudan giriyor.

Din ve siyaset

Osmanlılar Macaristan’da Habsburglara karşı ayaklanan Protestan soyluları desteklemişti; Fransa da Habsburglara karşı Osmanlı ile iş birliği yapıyordu. Kurgumuzda bu ilişkiler güçleniyor: Osmanlı himayesindeki Protestan topluluklar özgürleşiyor, Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu daha da parçalanıyor ve Fransa ile Osmanlı, Avrupa siyasetini birlikte belirleyen iki büyük güç hâline geliyor.

Karlofça’sız bir 18. yüzyıl

Gerçek tarihte Karlofça, Osmanlı’nın savunmaya çekildiği uzun bir dönemi başlattı ve 19. yüzyılda imparatorluk için “Hasta Adam” benzetmesi yapılacaktı. Kurgumuzda Karlofça hiç imzalanmıyor. Batı ile daha yakın temas, askerî ve teknik yeniliklerin Osmanlı’ya daha erken girmesini sağlıyor.

Bu senaryo ne kadar gerçekçi?

Tarihçilerin çoğu, Viyana’nın alınmış olması hâlinde bile şehrin uzun süre elde tutulmasının çok zor olacağını düşünür. Viyana, Osmanlı ikmal hatlarının çok uzağındaydı; Avrupa devletleri ortak bir tehdit karşısında birleşmeye hazırdı. Yine de bu kurgu, 1683’ün neden bir “kırılma noktası” sayıldığını anlamamıza yardım ediyor. Benzer bir soruyu Ankara Savaşı ve Cem Sultan için de sorduk.

Kaynakça ve okuma önerileri

  1. John Stoye, The Siege of Vienna
  2. Andrew Wheatcroft, The Enemy at the Gate: Habsburgs, Ottomans and the Battle for Europe

Okumaya devam

Diğer yazılar

Alternatif Tarih · Resmi Tarih ·

Cem Sultan Kazansaydı Ne Olurdu? Alternatif Tarih

Cem Sultan 1481’de Yenişehir’de II. Bayezid’i yenseydi ne olurdu? İtalya seferi, 1492’de Endülüs ve erken matbaa üzerine kurgusal bir senaryo.

Osmanlı Tarihi · Resmi Tarih ·

İstanbul’un Fethi 1453: 53 Günlük Kuşatma Adım Adım

1453’te İstanbul nasıl fethedildi? Rumeli Hisarı, Orban’ın topu, gemilerin karadan Haliç’e indirilmesi ve 29 Mayıs sabahı: 53 günlük kuşatmanın kronolojisi.