Ankara Savaşı’nı Osmanlı Kazansaydı Ne Olurdu? (1402)
1402 Ankara Savaşı’nı Yıldırım Bayezid kazansaydı: Fetret Devri yaşanmasa, İstanbul erken fethedilse ve Roma hedef olsaydı? Bir alternatif tarih denemesi.
Bu yazı bir alternatif tarih denemesidir. 28 Temmuz 1402’de Ankara yakınlarındaki Çubuk Ovası’nda Yıldırım Bayezid ile Timur arasında yapılan savaş, gerçekte Osmanlı’nın ağır bir yenilgisiyle bitti. Bayezid esir düştü, devlet şehzadeler arasında parçalandı ve Fetret Devri başladı. Peki savaşın sonucu farklı olsaydı? Önce gerçek olaylara, sonra kurgunun sorularına bakalım.
Gerçekte ne oldu?
- yüzyılın sonunda Yıldırım Bayezid, hem Balkanlar’da hem Anadolu’da hızla genişlemiş, Anadolu beyliklerinin çoğunu Osmanlı’ya katmıştı. Aynı yıllarda Orta Asya’dan yükselen Timur, İran’dan Suriye’ye kadar büyük bir imparatorluk kurmuştu. İki hükümdar arasındaki gerilim, topraklarını kaybeden Anadolu beylerinin Timur’a sığınmasıyla savaşa dönüştü. Ankara Savaşı’nda Osmanlı ordusundaki Kara Tatarlar ve eski beyliklerin askerleri taraf değiştirdi; Timur’un savaş filleri ve kalabalık süvarisi karşısında Osmanlı ordusu dağıldı. Bayezid esir alındı ve 1403’te esaret altında öldü.
Kırılma noktası: ihaneti önceden öğrenmek
Kurgumuz, savaşın en kritik anını değiştirerek başlıyor: Bayezid, ordusundaki Tatar ve beylik birliklerinin taraf değiştireceğini önceden haber alıyor ve onları savaş düzeninde güvenilir birliklerle çeviriyor. Yeniçeriler ve Rumeli birlikleri cepheyi tutarken Bayezid, lakabına uygun bir hızla Timur’un merkezine hücum ediyor. Kurguda Timur esir düşüyor ve büyük Asya imparatorluğu daha kurulma aşamasında dağılmaya başlıyor.
Fetret Devri yaşanmasaydı
Gerçek tarihte 1402 ile 1413 arasında Bayezid’in oğulları taht için birbiriyle savaştı ve Anadolu beylikleri yeniden kuruldu. Bu dönemin ayrıntılarını Fetret Devri yazımızda anlattık. Kurgumuzda bu on bir yıllık iç savaş hiç yaşanmıyor; Anadolu birliği korunuyor ve imparatorluğun bütün gücü tek bir hedefe yönelebiliyor.
1405: Erken bir İstanbul fethi
Bayezid, Ankara Savaşı’ndan önce İstanbul’u yıllarca kuşatmış, şehri ablukaya almıştı; Anadolu Hisarı da bu dönemde yapılmıştı. Timur tehdidi ortadan kalkınca kuşatmanın sürdürülmesi önünde engel kalmıyor. Kurgumuzda İstanbul 1405’te, Fatih Sultan Mehmed’den yaklaşık yarım asır önce Osmanlı’nın eline geçiyor. Gerçek fethin nasıl gerçekleştiğini 1453 yazımızda anlattık.
Hedef Roma
Osmanlı geleneğinde “Kızıl Elma”, ulaşılması gereken büyük hedefi sembolize eder ve zaman zaman Roma ile özdeşleştirilmiştir. Kurgumuzda İstanbul’dan sonra İtalya hedefe konuyor; 1415’te bir Osmanlı ordusu Roma önlerine kadar ilerliyor. Bu senaryoda Rönesans, Osmanlı’nın siyasi ve kültürel etkisi altında, bildiğimizden çok farklı bir yönde gelişiyor.
Doğuda ve kuzeyde farklı bir dünya
Timur’un erken yenilgisi, Asya’nın siyasi haritasını da değiştirirdi. Gerçek tarihte Timur, Altın Orda’ya ağır darbeler indirmiş ve bu durum ileride Moskova knezliğinin güçlenmesine dolaylı katkı sağlamıştı. Kurgumuzda Altın Orda daha uzun süre güçlü kalıyor ve Rusya’nın yükselişi gecikiyor. Doğuda ise İran’da 16. yüzyılda kurulacak Safevi Devleti’nin doğuşu için gereken ortam hiç oluşmuyor.
Hızlı büyümenin riskleri
Her alternatif tarih gibi bu senaryonun da zayıf noktaları var. Bu kadar hızlı büyüyen bir imparatorluğu yönetmek, isyanları bastırmak ve uzun ikmal hatlarını korumak çok zordur. Bayezid’in sert yönetimi, beyliklerin ve Balkan prensliklerinin tepkisini artırabilirdi. Yine de bu kurgu, 1402’deki tek bir günün Osmanlı’nın yüz yıllık yolunu nasıl değiştirdiğini görmek için güçlü bir düşünce deneyidir. Yıldırım Bayezid’in Germiyan prensesiyle evliliğini de Devlet Hatun yazımızda anlattık.
Kaynakça ve okuma önerileri
- Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)
- Dimitris J. Kastritsis, The Sons of Bayezid