Cem Sultan Kazansaydı Ne Olurdu? Alternatif Tarih
Cem Sultan 1481’de Yenişehir’de II. Bayezid’i yenseydi ne olurdu? İtalya seferi, 1492’de Endülüs ve erken matbaa üzerine kurgusal bir senaryo.
Bu yazı bir alternatif tarih denemesidir: gerçekte yaşanmamış bir olasılığı, gerçek olayların üzerine kurarak düşünmeye çalışır. Soru şu: Fatih Sultan Mehmed’in ölümünden sonra 1481’de taht için savaşan iki oğlundan Cem, kardeşi Bayezid’i yenseydi Osmanlı ve dünya tarihi nasıl değişirdi? Önce gerçekte ne olduğunu hatırlayalım, sonra kurguya geçelim.
Gerçekte ne oldu?
Fatih, Mayıs 1481’de bir sefer sırasında öldü. Büyük oğlu Bayezid, yeniçerilerin ve İstanbul’daki devlet adamlarının desteğiyle tahta çıktı. Küçük oğul Cem ise Bursa’da kendi adına saltanat ilan etti ve imparatorluğu kardeşiyle paylaşmayı önerdi. Haziran 1481’de Yenişehir Ovası’nda yapılan savaşı Bayezid kazandı. Cem önce Memlüklere, ardından Rodos şövalyelerine sığındı; hayatının geri kalanını Fransa’da ve İtalya’da bir rehine olarak geçirdi ve 1495’te Napoli’de öldü. Aynı dönemde Fatih’in İtalya’da aldığı Otranto, padişahın ölümüyle birlikte terk edildi. Cem’in gerçek hikâyesini Cem Sultan yazımızda anlattık.
Senaryo: Yenişehir’de farklı bir sonuç
Kurgumuzda Cem, Yenişehir’de kardeşini yenip tahta çıkıyor. Babasına en çok benzeyen oğul olarak anılan, şiir yazan ve İtalya’yı yakından tanıyan bir padişah, Fatih’in yarım bıraktığı İtalya projesini sürdürüyor. Otranto terk edilmek yerine bir üs hâline geliyor ve Napoli Krallığı Osmanlı’nın hedefi oluyor. Böyle bir sefer, Venedik ve Papalık dâhil bütün İtalyan devletlerini birbirine karşı ittifaklara sürükleyebilirdi.
1492: Gırnata için bir donanma
Gerçek tarihte Endülüs’teki son Müslüman devlet olan Gırnata, Ocak 1492’de İspanyol krallarına teslim oldu. Bayezid’in bu yıllarda yaptığı en bilinen yardım, Kemal Reis komutasındaki gemilerle Müslüman ve Yahudi mültecilerin bir kısmını taşımaktı. Kurgumuzda ise İtalya’da güç kazanmış bir Osmanlı, Batı Akdeniz’e çok daha büyük bir donanmayla iniyor ve Gırnata’nın düşüşünü geciktiriyor. Bu senaryoda İspanya, enerjisini kendi topraklarındaki savaşa harcamak zorunda kalıyor.
Bir “Osmanlı Rönesansı” ve erken matbaa
Fatih’in sarayında İtalyan ressamlar çalışmış, padişahın portreleri yapılmıştı. Kurgumuzda Cem bu ilişkiyi daha da ileri taşıyor ve 1490’larda devlet eliyle bir matbaa kuruluyor. Gerçekte İstanbul’da ilk matbaayı 1490’ların başında İspanya’dan gelen Yahudi matbaacılar kurmuş, Türkçe eserler basan ilk matbaa ise ancak 1720’lerde İbrahim Müteferrika tarafından açılmıştı. Bu sürecin gerçek hikâyesini Vankulu Lugatı yazımızda bulabilirsin. Yaklaşık iki yüz yıllık bir erken başlangıç, Osmanlı’da okuryazarlığı, bürokrasiyi ve bilim hayatını nasıl etkilerdi? Kurgunun en çok düşündüren sorusu belki de budur.
Yeni Dünya’nın kaderi
1492 aynı zamanda Kolomb’un İspanyol tacının desteğiyle Amerika’ya ulaştığı yıldır. Kendi topraklarında Osmanlı baskısıyla uğraşan bir İspanya’nın Amerika seferlerine aynı kaynakları ayırması zorlaşabilirdi. Böylece Amerika’nın keşfi ve sömürgeleştirilmesi, başka devletlerin öncülüğünde ve farklı bir hızda gerçekleşebilirdi.
Bu senaryo ne kadar gerçekçi?
Her alternatif tarih denemesi gibi bu da belirsizliklerle doludur. Cem’in kazanması, onu destekleyen güçlerin gerçek tarihtekinden çok daha güçlü olmasını gerektirirdi; tahtta kalabilmesi için yeniçerilerin ve devlet adamlarının desteğini kazanması gerekirdi. Doğuda yükselen Safeviler, Memlükler ve Venedik de böyle bir padişahın önünde ciddi engeller olurdu. Yine de bu soru, 1481’deki bir savaşın sonucunun bütün bir dünyanın gidişatını nasıl etkileyebileceğini düşünmek için güçlü bir pencere açıyor.
Kaynakça ve okuma önerileri
- Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)
- Orlin Sabev, İbrahim Müteferrika ya da İlk Osmanlı Matbaa Serüveni (1726-1746)