Türkler ve Gürcüler: Didgori’den Muhacirliğe Ortak Bir Tarih
Türk ve Gürcü halklarının ortak tarihi: Gürcülerin kökeni, Kıpçakların Gürcistan’a göçü, Osmanlı dönemi, 93 Harbi sonrası muhacirlik ve Türkiye’deki Gürcüler.
Türkler ve Gürcüler, yaklaşık bin yıldır Kafkasya ile Anadolu’nun buluştuğu topraklarda komşu olarak yaşıyor. Bu uzun komşuluk savaşları da, ittifakları da, evlilikleri ve göçleri de içerir. Bugün Türkiye’de yaşayan Gürcü kökenli yurttaşlar ve Gürcistan’daki Türk toplulukları, bu ortak tarihin canlı tanıklarıdır.
Gürcülerin kökeni
Gürcüler, Gürcüce, Megrelce, Lazca ve Svanca’dan oluşan Kartvel dil ailesine mensup bir halktır. Antik çağda bugünkü Gürcistan’ın batısında, Yunan mitolojisindeki Altın Post efsanesiyle bilinen Kolkhis; doğusunda ise İberya ya da Kartli adı verilen krallık bulunuyordu. Gürcüler, 4. yüzyılın ilk yarısında Aziz Nino’nun etkisiyle Hristiyanlığı kabul etti. 5. yüzyılda geliştirilen Gürcü alfabesi, bugün de kullanılan kendine özgü bir yazı sistemidir.
Selçuklular ve Gürcüler
Türklerle Gürcülerin ilk büyük teması, 11. yüzyılda Selçukluların Kafkasya’ya ulaşmasıyla gerçekleşti. Alparslan döneminde Gürcistan’a seferler düzenlendi ve bölge bir süre Selçuklulara vergi verdi. Bu dönemi 1071 ve Anadolu’ya geliş yazımızda anlattık. Gürcü Kralı IV. David ise 1121’deki Didgori Savaşı’nda Artuklu İlgazi’nin önderliğindeki Türk ittifakını yendi ve ertesi yıl Tiflis’i aldı.
Kıpçaklar Gürcistan’da
Türk-Gürcü ilişkilerinin en ilginç sayfalarından biri, yine IV. David döneminde yazıldı. Güçlü bir orduya ihtiyaç duyan David, Karadeniz’in kuzeyindeki bozkırlarda yaşayan Kıpçak Türklerinden on binlerce aileyi ülkesine yerleştirdi ve bir Kıpçak hanının kızıyla evlendi. Kıpçak askerleri, Gürcü ordusunun en önemli güçlerinden biri hâline geldi ve zamanla Hristiyanlaşarak Gürcü toplumuna karıştı. Gürcistan’ın altın çağı sayılan Kraliçe Tamar döneminde de Gürcü ordusu, Anadolu Selçuklu Sultanı II. Süleymanşah’ın ordusunu yendi.
Osmanlı dönemi
- yüzyılda Gürcistan, Osmanlı ve Safevi devletleri arasında bir mücadele alanına dönüştü. 1555 Amasya Antlaşması’yla Batı Gürcistan Osmanlı’nın, Doğu Gürcistan ise Safevilerin etki alanına bırakıldı. 1578’de Ahıska merkezli Çıldır Eyaleti kuruldu. Bu dönemde Gürcistan’ın güneybatısındaki toplulukların önemli bir bölümü Müslümanlığı kabul etti. Gürcü kökenli pek çok devlet adamı, Osmanlı sarayında ve ordusunda yüksek mevkilere ulaştı.
Muhacirlik
- yüzyılda Rusya, Kafkasya’yı adım adım ele geçirdi. 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından Batum ve çevresi Rusya’ya bırakılınca, Acara ve çevresindeki Müslüman Gürcülerin büyük bir kısmı Osmanlı topraklarına göç etti. Bu muhacirler Marmara, Karadeniz ve İç Anadolu’nun pek çok yerine yerleştirildi; bugün Türkiye’deki Gürcü köylerinin önemli bir bölümü bu göçlerle kuruldu. 93 Harbi’ni ayrı bir yazıda anlattık. 1921’de imzalanan Kars Antlaşması’yla Batum Gürcistan’a bırakıldı ve Acara’ya özerklik tanındı.
Ahıska Türkleri
Ortak tarihin acı sayfalarından biri de Ahıska Türklerine aittir. Gürcistan’ın güneyindeki Ahıska bölgesinde yaşayan bu Türk topluluğu, 1944’te Stalin’in emriyle Orta Asya’ya sürgün edildi. Sürgün sırasında ve sonrasında pek çok kişi hayatını kaybetti; Ahıska Türklerinin bir kısmı bugün Türkiye’de yaşıyor.
Bugün
Gürcistan 1991’de bağımsızlığını kazandığında, Türkiye bu bağımsızlığı ilk tanıyan ülkelerden biri oldu. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve Bakü-Tiflis-Kars demiryolu gibi projeler, iki ülkeyi ekonomik olarak da birbirine bağladı. Yüzyıllar boyunca kimi zaman rakip, kimi zaman müttefik olan iki halk, bugün en yakın komşulardan biri olarak ortak bir geleceği paylaşıyor.
Kaynakça ve okuma önerileri
- Donald Rayfield, Edge of Empires: A History of Georgia
- W. E. D. Allen, A History of the Georgian People