Yıldız Sarayı’nda Dünya Kadınları: 1935 İstanbul Kongresi
1935 İstanbul XII. Uluslararası Kadınlar Birliği Kongresi, Türkiye'de kadın hakları mücadelesinin küresel alandaki en önemli dönüm noktasıdır.

Nisan 1935'te Avrupa’da silahlanma hızlanıyor, ülkeler yeni bir savaşa doğru kayıyordu. İstanbul’da ise bir zamanlar padişahların yaşadığı Yıldız Sarayı’nda, dünyanın dört bir yanından gelen kadınlar toplanmıştı. Uluslararası Kadınlar Birliği’nin 12. kongresi 18 Nisan 1935'te burada açıldı. Salonun seçimi tesadüf değildi. Saltanatın simgesi olan saray, yalnızca on iki yıl önce kurulmuş bir cumhuriyetin kadınlarına, onların konuklarına ve “eşit yurttaşlık” taleplerine ev sahipliği yapıyordu.
Bu toplantının İstanbul’a gelmesinin arkasında uzun bir hazırlık vardı. Cumhuriyet’in ilk kadın derneği olan Türk Kadın Birliği 1924'te Nezihe Muhiddin başkanlığında kurulmuş, daha sonra başkanlığı Latife Bekir Işık devralmıştı. Birlik, uluslararası kadın hareketiyle bağını yıllar içinde adım adım kurdu. 1926'da uluslararası birliğe kabul edildi. 1929'daki Berlin kongresine ilk kez bir temsilci gönderdi. 1930'da Türk kadınlarına belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanınınca yurtdışındaki kadın örgütlerinin ilgisi arttı. Seniha Rauf ve Lamia Refik, 18 Mart 1933'te Marsilya’da toplanan ara kongreye katıldılar. Döndüklerinde sundukları raporda, on ikinci kongrenin İstanbul’da yapılmasını önerdiklerini bildirdiler. Öneri kabul gördü.
Kongrenin Türkiye’ye gelmesi iki bakımdan önemliydi. Batı ülkelerinin çoğunda kadınların siyasi hakları hâlâ sınırlıyken, Türkiye’de kadınların seçme ve seçilme hakkını elde etmesi dünya kadın hareketi için örnek gösterilecek bir gelişmeydi. Ayrıca kongre ilk kez bir Müslüman ülkede toplanıyor ve ilk kez ev sahibi ülkenin hükümetince maddi olarak destekleniyordu. Dönemin ekonomik krizinde zor günler geçiren uluslararası birlik için bu destek hayati bir kolaylıktı. Türk hükümeti de Atatürk dönemindeki yeniliklerin ve Türk kadınının yaşadığı değişimin dünyaya anlatılması için kongreye ayrıca önem veriyordu.
Hazırlıklar özenle yürütüldü. Konsolosluklar delegelere ücretsiz vize verdi. Yabancı dil bilen kadınlar ve genç kızlar görevlendirildi. Delegelerin kaldığı oteller ile Yıldız Sarayı arasında otobüs seferleri düzenlendi. Türkiye Turing ve Otomobil Kulübü, Türkiye’yi tanıtan broşürleri süslü bir karton içinde delegelere dağıttı. Sarayda ayrıca bir Kadın Sergisi açıldı ve Türk kadın sanatı dünya kadınlarına tanıtıldı. Kongre anısına on beş pullu bir seri basıldı. Pullar İsviçre’de bastırıldı, 18 Nisan’da piyasaya çıktı ve değerleri 20 paradan 100 kuruşa kadar değişiyordu. En yüksek değerli 100 kuruşluk pulda Atatürk’ün profilden bir fotoğrafı yer alıyordu. Diğer pullarda Nobel ödülü almış kadınların ve kadın hareketinin öncülerinin portreleri vardı. Bu durum, kadınların ilk kez posta pulu koleksiyonlarında bu kadar geniş yer almasıydı ve Avrupa gazeteleri bu özgünlüğü övdü.
Delegeler Nisan’ın ilk haftasından itibaren gelmeye başladı. Birliğin birinci başkan vekili Madam Schreiber 2 Nisan’da gelen ilk delege oldu. İkinci başkan vekili Rosa Manus, daha önce kongrelere katılmamış Hindistan, Irak ve Suriye delegelerinin ilk kez bu toplantıda yer alacağını memnuniyetle belirtti. Kongrelerin normalde üç yılda bir yapıldığını, ekonomik kriz yüzünden bu sürenin altı yıla çıktığını da söyledi. Gazeteler ve dergiler bütün Nisan boyunca kongreyi geniş biçimde işledi. Gazeteci Suat Derviş, Cumhuriyet’te hem yabancı feministlerle hem de Türk kadınlarla söyleşiler yaptı ve soruyu doğrudan sordu: Kadın asker olur mu ve kadınlar barış için neler yapabilir?
Kongrenin açılış günü 18 Nisan’dı. Oturum sabah onda başladı. Dinleyici sayısı salona sığmayınca katılımcıların çoğu konuşmaları hoparlörlerden izledi. Kürsünün arkasında iki Türk bayrağının arasına, üzerinde “Justice” (Adalet) yazan bir suffragette bayrağı asılmıştı. Konuşmalar İngilizce, Fransızca ve Almanca yapıldı. Resmî açılış konuşmasını birlik başkanı Margery Corbett Ashby yaptı. Birliğin kurucusu Carrie Chapman Catt’in telgrafı okundu. Corbett Ashby kadınların serbest ve tam gelişimini istediklerini, buna engel olan geleneklerle mücadele edeceklerini, eğitimde ve hukukta eşitlik, mesleki ve ekonomik özgürlük taleplerini sıraladı ve kadınların barış için güçlerini birleştireceklerini söyledi. Ardından İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Muhittin Üstündağ söz aldı. Latife Bekir ise konuşmasını Fransızca yaptı ve Türk kadınının bugünkü konumuna Atatürk sayesinde geldiğini vurguladı. Kongre başkanının önerisiyle Atatürk’e bir tebrik telgrafı gönderildi. Atatürk yanıtında, siyasi ve toplumsal hakların kadınlar tarafından kullanılmasının insanlığın mutluluğu ve itibarı açısından şart olduğuna inandığını belirtti.
Katılım geniş ve çeşitliydi. Basın “30 ülkeden 200 milyon kadını temsilen 210 delege” diye yazdı. Daha sonraki incelemeler, çok sayıda ülkenin temsilcilerinin geldiğini, bazı ülkelerin ise resmî olmayan dost üye olarak katıldığını gösteriyor. Türkiye’yi on iki asil, on bir yedek olmak üzere yirmi üç delege temsil etti ve 1935 seçimleriyle meclise giren ilk kadın milletvekillerinin hepsi kongreye katıldı. Jamaika’yı temsil eden Una Marson, kongrenin tek siyahi kadını olarak dikkat çekti. Kongrenin tek erkek temsilcisi ise Uluslararası Çalışma Bürosu müdür yardımcısı M. Maurette’ti.
Kongrenin en çok tartışılan konusu barıştı. Silahlanmanın azaltılması, silah imalatının ve ticaretinin denetlenmesi için Milletler Cemiyeti nezdinde girişimlerde bulunulması gündeme geldi. Bir “sulh komisyonu” kuruldu. Kadınların doğal olarak barışçı olduğu, anne olarak başkalarının çocuklarının öldürülmesine razı olamayacağı yönündeki görüşlere en sert itirazlar Türkiye’den gelen delegelerden geldi. Muallim Cemile gibi isimler, çocukları savaştan kaçıracak bir terbiyeyle yetiştirmenin doğru olmayacağını, barışı benimserken saldırganların iştahını kabartmamak için hazır ve güçlü olmak gerektiğini savundu. Türk delegeler, ülkelerinde kadınların milis teşkilatına dahil olduğunu, barışsever olduklarını ama aynı zamanda vatanperver de olduklarını, saldırı savaşlarına karşı çıktıklarını fakat savunma için savaşma fikrinin çok güçlü olduğunu söylediler. Bu tartışma, Kurtuluş Savaşı’ndan yeni çıkmış bir ülkenin kadınlarının barış hareketine hangi deneyimle katıldığını açıkça ortaya koydu.
Kadın hakları konusunda kongre somut kararlar aldı. Eşit işe eşit ücret, evli kadının tek bir kimliğe sahip olması, kadın ve erkeğe aynı sorumlulukların yüklenmesi talepleri kabul edildi. Çok eşliliğe karşı çıkıldı, Müslüman ülkelerin hükümetlerine bu konuda yasal düzenleme yapmaları önerildi. Kadın ve çocuk ticaretine son verilmesi, kadını meta gibi gören bütün geleneklerin kaldırılması, evli kadınlara da çalışma hakkı tanınması gündeme geldi. İran, İtalya, Arap Birliği, Hindistan ve Filistin kadın cemiyetleri birliğe kabul edildi. 21 Nisan akşamı Tepebaşı Şehir Tiyatrosu’nda kadının yurttaşlık hakları ve ödevleri konulu bir miting yapıldı. 22 Nisan’da Üniversite Konferans Salonu’ndaki mitingde, Büyük Savaş’tan bu yana epey zaman geçmesine rağmen dünyanın hâlâ barışa kavuşamadığı ve barış için sürekli çalışmak gerektiği vurgulandı. Konuşan her delege, Türkiye’deki kadın hakları hareketinden ve Atatürk’ten övgüyle söz etti. Corbett Ashby oybirliğiyle yeniden başkan seçildi, Latife Bekir ise başkan yardımcısı oldu.
Kapanış 24 Nisan’da Yıldız Sarayı’nın Büyük Salonu’nda yapıldı. Ardından otuz kadar delege trenle Ankara’ya gitti ve Atatürk’le görüştü. Mısır heyetinden Sitti Şaravi bu ziyaretin sonunda, Türkiye’nin yalnızca kendi ülkesinin değil bütün Doğu’nun ve kardeş Mısır’ın da önderi olduğunu söyledi. Türkler Atatürk’e “Ata” diyorsa, onlar da ona “Ata Şark” diyordu. Kongre Türkiye’nin kadın politikasını dünyaya tanıtmış, Doğu ve Batı kadınları arasında işbirliği çağrısını güçlendirmişti.
Ancak bu başarının hemen ardından Türk Kadın Birliği çalışmalarına son verdi. Yıllardır kadın hakları için çalışan örgüt, kendi ev sahipliğinde dünyaya açılan bir kongrenin ardından kapandı. Bu çelişki, kongreye bakarken akılda tutulması gereken bir noktadır. Aynı kongrenin kürsüsünde barışın korunması için sesler yükselirken, dört yıl sonra Avrupa’nın yeni bir büyük savaşa girmesi, o konuşmaları acı bir ironiye çevirdi. Yine de kongre, kadınların eşit yurttaşlık ve barış taleplerinin artık uluslararası bir gündem maddesi olduğunu İstanbul’da, bir saltanat sarayında yüksek sesle dile getirmişti.
Kaynakça ve okuma önerileri
- Mat, Gülben. “XII. Uluslararası Kadınlar Birliği Kongresi.” Atatürk Ansiklopedisi maddesi. https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/xii-uluslararasi-kadinlar-birligi-kongresi/
- Libal, Kathryn. “Staging Turkish Women’s Emancipation: Istanbul, 1935.” Journal of Middle East Women’s Studies, cilt 4, sayı 1, 2008, s. 31-52.
- Ünal, Süzan. “12. Arsıulusal Kadınlar Kongresi.” Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, cilt 9, sayı 44, Haziran 2016, s. 533-558.
- T.C. Resmi Gazete. “Uluslararası Kadınlar Birliğinin İstanbul’da Yapılacak Toplantısı Münasebetiyle Bastırılacak Hatıra Posta Pullarına Dair Kanun.” 23 Mart 1935.