Kapadokya Krallığı Nedir? Ariarathes Hanedanı ve Roma’ya Uzanan Yol
Kapadokya Krallığı nedir? Pers satraplığından doğan krallık, Ariarathes hanedanı, Mithridates’in müdahaleleri, Roma eyaleti oluşu ve bölgenin kültürel mirası.
Kapadokya bugün peri bacaları, kayalara oyulmuş kiliseleri ve yeraltı şehirleriyle tanınıyor. Ancak antik çağda bu ad, Kızılırmak’tan Fırat’a, Toroslardan Karadeniz’e kadar uzanan çok daha geniş bir bölgeyi ifade ediyordu. Bu topraklarda, Pers egemenliğinin ardından yaklaşık üç yüz yıl boyunca bağımsız bir krallık hüküm sürdü. Kapadokya Krallığı, Helenistik dünyanın büyük güçleri arasında ayakta kalmaya çalışan küçük ama dayanıklı bir devletti.
Pers satraplığından krallığa
Kapadokya, Pers İmparatorluğu döneminde Anadolu’daki en büyük satraplıklardan biriydi. Bölgede Pers soylularına geniş topraklar verilmiş, Pers dini ve kültürü yerleşmişti. Kapadokya atları, Pers sarayına gönderilen vergiler arasında özel bir yere sahipti. Büyük İskender, Perslere karşı yürüttüğü sefer sırasında bölgenin güneyini ele geçirdi ve buraya bir vali atadı. Ancak kuzeyde güçlü olan Pers asıllı Ariarathes, bu atamayı tanımadı ve bağımsız bir yönetim kurdu.
Genç krallığın kurtuluşu
İskender’in M.Ö. 323’teki ölümünden sonra, onun komutanları Perdikkas ve Eumenes Kapadokya’ya sefer düzenledi. Ariarathes yenildi ve idam edildi. Ancak hanedan tamamen yok olmadı: Ariarathes’in evlatlık oğlu II. Ariarathes, M.Ö. 4. yüzyılın sonunda komşu Ermenistan’ın desteğiyle Kapadokya’yı geri aldı. Torunlarından III. Ariarathes ise kral unvanını kullanan ilk hükümdar oldu. Hanedan, başkenti bugünkü Kayseri olan Mazaka’dan ülkeyi yönetti.
Büyük güçlerin arasında
Kapadokya kralları, Seleukoslar, Bergama ve Pontus gibi güçlü komşular arasında dikkatli bir denge politikası izledi. Evlilik yoluyla ittifaklar kurdular; M.Ö. 2. yüzyılda ise Roma’nın dostu ve müttefiki oldular. Yunan kültürüne hayranlığıyla bilinen V. Ariarathes, Bergama’daki iç savaşta Roma’nın yanında savaşırken hayatını kaybetti. Komşu krallıkların tarihini Seleukos ve Bergama yazılarımızda anlattık.
Mithridates Kapadokya’da
M.Ö. 2. yüzyılın sonunda Kapadokya, Pontus Kralı VI. Mithridates’in hedefi hâline geldi. Kız kardeşiyle evli olan VI. Ariarathes, Mithridates’in kışkırtmasıyla öldürüldü. Ardından Mithridates, Kapadokya tahtına önce kendi yeğenini, sonra kendi oğlunu oturtmaya çalıştı. Roma bu müdahalelere karşı çıktı ve Kapadokyalıların yeni bir kral seçmesini sağladı; ancak bölge, Mithridates Savaşları boyunca defalarca el değiştirdi. Bu mücadeleyi Pontus Krallığı yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Roma eyaleti
Mithridates’in yenilgisinden sonra Kapadokya, Roma’nın himayesinde bir krallık olarak varlığını sürdürdü. Son kral Arkhelaos döneminde başkent Mazaka, İmparator Augustus’un onuruna “Kaisareia” adını aldı; bugünkü Kayseri adı buradan gelir. M.S. 17’de İmparator Tiberius, Kapadokya’yı bir Roma eyaletine dönüştürdü.
Kültür ve ekonomi
Kapadokya Krallığı’nın ekonomisi tarım, hayvancılık ve özellikle at yetiştiriciliğine dayanıyordu. Bölge, Anadolu’yu doğuya bağlayan ticaret yollarının üzerindeydi. Dinî hayatta Pers inançları ile yerli Anadolu kültleri bir arada yaşıyordu; Komana’daki tanrıça Ma tapınağı binlerce görevlisiyle büyük bir dinî merkezdi.
Kapadokya’nın tarihi, krallıktan çok daha eskiye uzanır. Kayseri yakınlarındaki Kültepe’de bulunan Asur ticaret kolonilerine ait tabletler, Anadolu’da yazının kullanıldığı en eski belgelerdir. Krallığın ardından gelen Roma ve Bizans dönemlerinde ise bölge, kayalara oyulmuş kiliseleri ve yeraltı şehirleriyle bugün bildiğimiz Kapadokya’ya dönüştü. Bu eşsiz miras, 1985’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı.
Bu konu kanalımızda bölümler hâlinde de yayımlandı: 1. bölüm ve 2. bölüm.
Kaynakça ve okuma önerileri
- Strabon, Geographika
- Stephen Mitchell, Anatolia: Land, Men, and Gods in Asia Minor