Likyalılar Kimdir? Kaya Mezarları, Likya Birliği ve Dili
Likyalılar kimdir? Hitit metinlerindeki Lukka’dan Ksanthos’a, Harpagos kuşatmasından Likya Birliği’ne, Likya dili, kaya mezarları ve Letoon’a kısa rehber.
Likya, Anadolu’nun güneybatısında, bugünkü Fethiye ile Antalya arasında uzanan Teke Yarımadası’nın antik adıdır. Toroslar’ın denize dik indiği bu dağlık bölgede yaşayan Likyalılar, kayalara oyulmuş anıtsal mezarları, kendilerine özgü dilleri ve antik dünyanın en dikkat çekici şehir birliklerinden biri olan Likya Birliği ile tanınır. Bugün Likya Yolu boyunca yürüyenler, bu uygarlığın izlerini neredeyse her adımda görebilir.
Mitolojik kökenler
Herodotos’a göre Likyalılar Girit’ten gelmişti. Girit Kralı Minos’un kardeşi Sarpedon ile birlikte bu topraklara göç etmiş, önceleri “Termil” adıyla anılmışlardı. Likya adının ise Atinalı Lykos’tan geldiği anlatılır. Likyalılar kendi dillerinde kendilerine “Trmmili” diyordu. Homeros’un İlyada destanında Sarpedon ve Glaukos, Truva’nın yanında savaşan Likyalı kahramanlar olarak yer alır.
Lukka toprakları
Likya’nın tarihî izleri Tunç Çağı’na kadar uzanır. Hitit metinlerinde adı geçen “Lukka toprakları”, genellikle Likya ve çevresiyle ilişkilendirilir. Lukka halkı Mısır kaynaklarında da geçer: M.Ö. 1274’teki Kadeş Savaşı’nda Hititlerin yanında savaşan topluluklar arasında Lukkalar da vardı. Daha sonra “Deniz Kavimleri” arasında anıldılar. Bu dönemin Anadolu’sunu Luviler ve Hititler yazılarımızda anlattık.
Likya tarihi
M.Ö. 540’larda Pers komutanı Harpagos Likya’ya girdiğinde, Herodotos’a göre Ksanthoslular teslim olmak yerine kadınlarını, çocuklarını ve eşyalarını akropolde yakıp son kişiye kadar savaştı. Pers egemenliği döneminde Likya, yerel hanedanlar tarafından yönetildi. Büyük İskender’in seferinden sonra bölge sırasıyla Ptolemaios ve Seleukos hâkimiyetine girdi. M.Ö. 188’deki Apameia Barışı’yla Rodos’a bırakılan Likya, M.Ö. 168’de Roma’nın kararıyla yeniden özgürlüğüne kavuştu. M.S. 43’te İmparator Claudius, Likya’yı bir Roma eyaletine dönüştürdü.
Likya Birliği
Likya’nın sarp dağları şehirleri birbirinden ayırıyordu. Bu coğrafya, güçlü bir merkezî krallık yerine bağımsız şehirlerin ortaya çıkmasına yol açtı. Şehirler zamanla ortak bir birlik kurdu. Strabon’un aktardığına göre birliğe 23 şehir oy veriyordu; en büyük şehirler olan Ksanthos, Patara, Pınara, Olympos, Myra ve Tlos üçer oya sahipti, diğerleri ise büyüklüklerine göre iki ya da bir oyla temsil ediliyordu. Fransız düşünür Montesquieu, “Kanunların Ruhu” adlı eserinde Likya Birliği’ni iyi bir federal cumhuriyet örneği olarak gösterdi; bu görüş, Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluşu sırasındaki tartışmalarda da anıldı. Birliğin meclis binası Patara’da gün yüzüne çıkarılmıştır.
Toplum, dil ve inanç
Herodotos, Likyalıların kendilerini babalarının değil annelerinin adıyla tanıttığını yazar; ancak Likya yazıtlarında çoğunlukla baba adının kullanılması, bu bilginin tartışmalı olduğunu gösterir. Likya dili, Hititçe ve Luvice ile akraba olan Anadolu dillerinden biridir ve Yunan alfabesinden türetilmiş bir alfabeyle yazılmıştır. Letoon’da bulunan, Likçe, Yunanca ve Aramice yazılmış üç dilli yazıt, bu dilin çözülmesinde büyük rol oynadı. Ksanthos’taki yazıtlı dikme ise bilinen en uzun Likçe metindir. Likyalıların en önemli kutsal alanı, tanrıça Leto ile çocukları Apollon ve Artemis’e adanan Letoon’du.
Kayalara oyulmuş bir uygarlık
Likya denince akla ilk gelen, kayalara oyulmuş ev biçimli mezarlar, sütun mezarlar ve lahitlerdir. Fethiye’deki Amyntas Kaya Mezarı ve Demre’deki Myra kaya mezarları bunların en bilinen örnekleridir. Ksanthos’taki Harpy Anıtı’nın ve Nereidler Anıtı’nın özgün parçaları bugün Londra’daki British Museum’da sergileniyor. Ksanthos ve Letoon, 1988’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Patara aynı zamanda, Noel Baba efsanesinin kaynağı olan ve Myra’da piskoposluk yapan Aziz Nikolaos’un doğduğu şehirdir.
Bu konu kanalımızda bölümler hâlinde de yayımlandı: 1. bölüm ve 2. bölüm.
Kaynakça ve okuma önerileri
- Herodotos, Tarih
- Trevor Bryce, The Lycians in Literary and Epigraphic Sources